Sepetim 0 Toplam: 0,00 TL

10 soruda LGS: Taban puanlar düşer mi? Neden zor soruldu? Kayıtta ne olur?

Liselere Giriş Sınavı LGS, milyonlarca ailenin kabusu oldu. Güya, sınavsız, stressiz, adil bir sınav olacaktı, tam tersi gerçekleşti. Öğrenciler gibi aileler de perişan! Öğretmenler ise şaşkın. İşte nedenleri:


Liselere giriş sınavı, özellikle de Matematik soruları hiç bu kadar zor olmamıştı.

Peki ama neden? Gelin, bunun nedenlerini ve bundan sonraki yol haritasını hep birlikte irdeleyelim:

1 . Neden böyle zor bir sınav yapıldı?

- Geçen yıl TEOG-1 soruları, bu kadar olmasa da, yine zor olunca, TEOG-2'de sorular olabildiğince kolaylaştırıldı ve testlerin tamamını yapan tam 17 bin şampiyon çıktı. Ancak, soruların tümünü yapanlar bile, istediği okula giremedi, burs alamadı. Bu da alay konusu olunca, MEB tekrar soruları zorlaştırma gereği duydu. Ama sanki bu kez, kantarın topunu hepten kaçırdı.

2. Adil bir sınav mı?

- LGS'nin adil olduğunu söylemek mümkün değil. On binlerce ortaokul içerisinde, takviye eğitimi almadan, bu soruları çözebilecek öğrenci yetiştiren kaç okul var? Adil ve eşit bir eğitim sistemi oturmadan, sanki tüm ortaokullar, en yüksek düzeyde Matematik ve Fen Eğitimi alıyor diye böylesi soruları dayatmak, ne kadar doğru, ne kadar adil ve ne kadar pedogojik? Geçen yılki şampiyonaların hatta Matematik öğretmenlerinin kaçı, bu soruların, kaçını çözebilirdi?

3. Amaç ne?

- Sınavların amacı, öğrencilerin kazanımlarını ölçmek mi yoksa hormonlu yarış atıları yetiştirmek mi? Sorular zor, süre azdı. Böylesi bir tempoya ulaşılmaz mı, elbette ulaşılır ama bu da çok büyük fedakarlıklar gerektirir. Örneğin büyük maddi kaynaklar, örneğin çocukluğun yaşanmaması, örneğin velilerin varını, yoğunu, zamanını yıllar boyu, sınavlara harcaması. Peki karşılığını alıyorlar mı? Evet demek çok zor! Amaç, çocukları hayal kırıklığına uğratmak değil onları kazanmak olmalıydı...

4. LGS Kalıcı Olur mu?

- LGS'nin kalıcı olması mümkün değil. Daha önceki sistemler gibi muhtemelen gelecek yıl, o da çöpe atılacaktır. Olan da, bu yıl sınava giren öğrencilere olacak! Fen ve "Nitelikli" anadolu liseleri ile meslek liseleri ve imam hatip liselerine, aynı sınavla öğrenci almanın mantığını anlamak mümkün değil. Özel statülü okullara, o okullara girmek için, belli bir not ortalamasının üzerindeki öğrenciler girer ve onlar kendi aralarında yarışır, diğerlerinin moralleri de altüst edilmez. Bu eskiden böyleydi. Fen lisesine giremek isteyen öğrencilerden Türkçe, Matematik ve Fen dersleri ortalamasının 5 üzerinden 4 olması istenir, buna da kimse niye böyle demezdi! Onlara istediğiniz gibi zor soru da sorsanız, itiraz eden olmazdı.Ama mahalledeki liseye gidecek öğrenciyi böylesine şoka uğratmaya ve "senden hiç bir şey olmaz" duygusu yaşatmaya, ne vicdanen, ne de gedogojik olarak hiç kimsenin hakkı olmamalı!

5. Üzülmeye değer mi?

- Ne kadar üzülmeyin, herkesin durumu sizden farklı değil desek de, üzülen üzülene. Özellikle de bu yaştaki çocuklara, bunu anlatmak mümkün değil. Ama yine de, başarısız olanın, kendileri değil, sistemin olduğunu, onlara çok iyi izah etmeliyiz. Yoksa her şeye olan güvenleri zedelenir ki, bu da ileride derin yaralar açar.

6. Sınav iptal olur mu?

- Pek çok veliden bu yönde istek geliyor ama zor diye bir sınavın iptal edilme olasılığı mümkün değil. Olsa bile yaratacağı sıkıntılar, bugünkünden daha az olmaz. Bu yüzden, öfkelenme yerine, bu sınavdan elde edilen sonuçlara ne yapılabilir ona odaklanmakta yarar var! MEB de, umarız, yaşananlardan bir ders çıkarır ve gelecek yıllarda daha adil bir sınav yapar!

7. Puanlar düşer mi? Yabancı kolejler ayrı bir sınav yapar mı?

- Kolejler için yarışan öğrencilerde derin bir hayal kırıklığı var. Öncelikle, puan ve net sayılarının önceki yıllara göre, çok aşağılara düşeceğini peşinen söyleyebiliriz. Peki, ilk 5, 10 bindeki öğrenci profilinde değişiklik olabilir mi? Olacağı kesin! GS, İstanbul erkek, Kabataş, Atatürk ve Ankara Fen gibi iddialı devlet okullarında, yüzdelik dilimler tavan yaparken, Robert, Üsküdar Amerikan, Alman Lisesi gibi iddialı Türk ve yabancı okullarda ciddi puan düşüşleri söz konusu olabilir. Puan dağılımı netleştiğinde hep birlikte göreceğiz ki, bu yılki yığılma, en tepede değil, tepe altında olacaktır! Gelecek yıllarda, bazı okullar, kendi öğrenci profillerine göre öğrenici seçmek için merkezi sistemden çıkıp, kendi sınavlarını yapmaya başlarsa, bu hiç şaşırtıcı olmaz!

8. Bundan sonrası için ne yapmak gerekir?

- Sakin ve sabırlı olmak en iyisi. Keskin sirke küpüne zarar misali, üzüldüğünüzle kalırsınız. Çünkü, sizin çektiğiniz sıkıntılar MEB'in umurunda değil! Olsa, böyle mi davranırlardı? Zor ötesi soruların, sınav giren öğrenci ve yakınları ile onları sınavlara hazırlayan öğretmenleri üzerinde büyük bir travma yarattığı kesin! Ona rağmen, dik durmak zorundasınız çünkü daha önümüzde çok ciddi bir tercih ve kayıt süreci var! Ama kılavuz ortada yok. Ona rağmen sakin olun ve gelişmeleri yakından takip edin diyoruz. Puan dağılımı ve Türkiye ortalamaları ortaya çıktığında, daha sağlıklı kararlar vermek, daha kolay olacaktır. MEB de, bu arada hiç zaman kaybetmeden tercih ve kayıt kılavuzu ile birlikte, ikamete dayalı kayıt sistemine yönelik çemberleri bir an önce açıklamalı ki, veliler, önlerini görebilsinler...


9. İkamete dayalı sistem daha adil olur mu?

- MEB hemen her konuda olduğu gibi eve en yakın okul konusunda da, hayallerinizi yerle bir ederse, hiç şaşırmayın ve her türlü olasılığa hazır olun! Çünkü tıpkı sınavlar gibi bu konuda da kafası karma karışık. İddia edildiği gibi tüm bunlar, öğrencileri özel okullara yönlendirmek için mi yapılıyor, hiç sanmıyoruz. Şehir efsanesi diyebiliriz ama şu anda bu sistemden tek avantajlı çıkan da onlar gibi! Ancak yine de öküzün altında buzağı aramamak gerekir. Ve onlar da, LGS'den fazlasıyla şikayetçi. Sınavda en çok mağduriyet yaşayanların çoğu da onların öğrencileri. Onca öğrenim ücreti, onca takviye ve sonrasında hayal kırıklığı! Oysa, hep en yüksek puan ve en iyi okullara girme garantisi vermişlerdi!

10. Hayatın sonu değil!

_ Böylesi giriş sınavları, ne hayatın sonu ne de her şeyin anahtarı. MEB'in tutarsızlığı, hepsi o kadar. Bir sınav yapıyorsunuz 17 bin birinci çıkıyor, bir yıl sonra bir başka sınav yapıyorsunuz herkes yasta. Böylesi tutarsızlık olmaz. MEB ya da ÖSYM sınavlarında birinci olmak gelecek için garanti olmadığı gibi bu sınavlarda aradığını bulamamakta her şeyin bittiği anlamına gelmez. Önümüzde daha pek çok sınav var ve onlarla yaşamaya alışmamız gerekiyor. Ha bir de MEB'in bu zigzagları da artık size hiç yabancı gelmez. Her tecrübe bir kazıktır denmesi de bu yüzden! Böylesi zamanlarda, krizleri avantaja dönüştürmek mümkün olabiliyor. Tercih ve kayıt sürecini çok yakından izleyerek, avantajlar kazanabilirsiniz. Tüm ayrıntıları, en hızlı şekilde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Moralinizi, sabrınızı ve motivasyonunuzu asla kaybetmeyin, çünkü, daha önünüzde kat edilecek çok yol var...



Kapat